Veda

Veda Şiiri - Zuhal Aytek

Yağmurlu bir gündü.
Bütün sahneleri bitmiş şu ömrümün şimdi
En son sahnesini çekiyordum…
En köşede karanlık bir gölge
Gölgede bir ses;
Bir
İki
Üç
Kayıt…

Saat beş dakika geçerken,
Nefes beş adım artmışken,
Eller beş telaşa girmişken,
Yağmur beş damla vururken,
Rüzgar beş yönüne eserken,
Ağaç beş yaprak dökerken,
Bulut beş kümeye dağılırken,
Toprak beş adıma ezilirken ,
Köpek beş sese havlarken,
Kedi beş yöne koşarken,
Fare beş deliğe girerken,
Ses beş yankı verirken,
Kalp beş atışta dururken,
Kadın beş bahardan giderken,
Ezan beş makamdan söylenirken,
Çocuk beş adımda sekerken,
Yer beş basamak yükselirken,
Serçe beş susam yutarken,
Yol beş arabadan akarken,
Okul beş zil çalarken,
Top beş vuruşta kaçarken,
Durak beş otobüsü beklerken,
Manav beş elmayı toplarken,
Dilenci beş para sayarken,
Çim beş solucana yatakken
Gölge beş suya yansırken ,

Gördüğüm şeyler şakaklarımdan silüetime doğru, bir iki damla çizgi olarak beliriyordu. Ruhumun amansız bir beden kavgasından sıyrılmak üzere olduğunu farkediyordum. Farkında olmak bana depreşmiş anılarımı getirmeyecekti, tüm üstsel insani duygularımın zihnime yaptığı baskı, hayat hengamesinde tutunmaya çalışan bir kadın bedenine ağır gelmeye başlamıstı. İlmeği sıkı sıkıya atılmış örgü saçlarımdaki toka, eski sıkılığını yavaş yavaş kaybetmeye başlamış ve gevşeyen saçlarım ensemi gölgeliyordu. Rüzgarın soğukluğunu hissetmiyordum artık. Vücudum yıllara mayışmış , güneşin soluğunda taneli çizgileri beliriyordu. Aydınlık zaman düşman kesilmiş, aramız açılmıştı. Temiz bir nefes için bulutların toplanıp, beni savunmasını beklediğim gün gelmiş, ıslak bir toprak üzeri, bir bankta elimde çok sevdiğim kahverengi yer yer dökülmüş kalemim,

 

Aklımda;
İlk sevgim,
İlk heyecanım,
İlk korkum,
İlk hüznüm ve ilk ayrılığın,
Sabotesi ile çınarlara karışmaya varıyordum.
Ömrüm beş saniye kadardı.
Şimdi ölüm zamansızdı.
Son bir dilek dilemek isterdim.
Parktaki altın saçlı çocuğu, bir kere öpmek isterdim.
Gazete okuyan dedeye, evlat olmak isterdim.
Fareye delik, kediye pati, köpeğe sadık olmak isterdim.
Hatta bulutları dağıtıp güneşe çıkmak isterdim.
İlk defa istemeyi bu kadar delice istiyordum.
Delice, gençliğim gibiydi bu son arzum.
Ellerimdeki karıncalar artıyordu.

OKU  KÜLTÜR VE EVRİMSEL SÜREÇTE İNSAN BEYNİ

Ey Kalem,
Ne olur bırakma beni,
Tut şu titreyen solgun ellerimden…
Sadece beş saniyeydi kalemimin yağmura düşmesi,
Son rüzgâr da esiyordu
Kulaklarım da anlamsız değildi artık sesi,
Bu son siren…
Yoksa İsrafil mi üfledi…
Yanlız gitmek istemiyordum,
tüm insanlık ölmeliydi..
Ben gidiyordum ben!
Kıyamet gibi birşeydi
Ve sadece beni alıyordu.
Gözlerim son damlayı doğurmuş
Yağmura son hediyesini sunuyordu.
Son ilmekte çözüldü…
Saçlarım özgürsünüz
Dudaklarım artık susabilirsin.
Gözlerim artık kapanabilirsin.
Ey zaman şimdi zamansızlığa mı terkettin beni…
Ey ölüm
Ne kadar soğuksun,
Bırak ellerimi ısınsın bu tenim…

Saygı ve hürmetlerimle…

Mahsima

Mühendis görünümlü yazar-çizer ...
Ayrışan insanlığın inatla birleşen gönül bağı olmaya biad etmiş insanları olmaktır gayemiz...

Latest posts by Mahsima (see all)

  • Mâna - 16 Nisan 2017
  • Veda - 10 Şubat 2017

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2016 uzam.org içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu tarafından korunmaktadır.
Hakkında|İletişim|Gizlilik Politikası|Kullanım Şartları – İçerik Hakları|Sitemap