Tarihçilerin Kutbu: Halil İnalcık Vefat Etti

Tarihçilerin Kutbu: Halil İnalcık

Doğumu, yaşamı ve ölümüyle birlikte ardı arkası tarih ile dolu olan insan Halil İnalcık 25 Temmuz 2016 tarihinde hayatını kaybetti. Ülkemizin sahip olduğu kıymetli tarih hocası Halil İnalcık, tarihin kişiliğinde tezahür ettiği adam olarak biliniyordu. Çünkü o doğumu daha sonra eğitim hayatıyla birlikte hep tarih ile iç içe yaşayan bir insandı.

Halil İnalcık Kimdir?

Osmanlı İmparatorluğu’nun hüküm sürdüğü 1.Dünya Savaşı yıllarına hatta Çanakkale Zaferi’nin bitiş yıllarında 26 Mayıs 1916 yılında doğdu Halil İnalcık. Doğumu itibariyle Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine başından beri tanıklık etme şansını yakalayan biriydi. Halil İnalcık Osmanlı Devleti’nden sonra yeni bir devlet düzenine şahitlik etmişti.

(Kaynaktan esinlenilmiştir – Vikipedi)

Dedesi Murat Efendi aslen kendisi gibi Kırım Tatarıdır. O zamanların Bahriye Nazırı dedesinin müridleri arasındadır. Annesinin babası Halil İnalcık’ın dedesi Seyit Mehmet Efendi yine o zamanların deniz subayları arasındadır. Küçüklüğünde Halil İnalcık ve ailesi kızıl toprak denilen yerde yaptırılan bir köşkte yaşamışlardır. Babası ise 1905 yılında Kırım’dan Rus ordusuna katılmayı reddedip kaçarak İstanbul’a gelmiş annesiyle evlenmişlerdir. Babası Kırım göçmenlerinden Seyit Osman Nuri Bey, annesi Ayşe Bahriye Hanım ise yine kökleri Kırım’a uzanan seçkin bir ailenin kızıdır. Evlenmeleri ise trajik bir öyküyle başlar:

 

İlk olarak Hadiye teyzesi nişanlanır. Teyzesi babasıyla bir sandal gezisi yaparken kayıkçı, babası ve teyzesi denize düşer. Babası ve kayıkçı kurtulur ancak teyzesi suda boğulur. Bir hafta sonra cesedi kıyıda bulunur. Halil İnalcık’ın hayatı böyle bir facia ile başlar. Annesi duruma çok üzülür kız kardeşini çok sevmektedir. Anneleri de diğer kızını yani annesini babasıyla nişanlarlar. Bir aşk hayatı yaşamadan evlilikleri başlar.

 

Eğitim hayatı nasıl başlamıştır?

Halil İnalcık-Eğitim hayatı nasıl başlamıştır

Zaman denen kavram insan yaşamında akıp gidiyordu elbette. Halil İnalcık yedi yaşına geldiğinde tahsil hayatına başlamıştır. Numune-i İrfan Mektebi ilk gittiği okul olmuşturEğitim hayatı zorluklarla sürüp gittiği zamanlar İstanbul macerası sonlanmış ve Ankara’da eğitim macerası devam edecektir.

Babası iflas etmiş o zamanlar Atatürk hayranı olan babası Ankara‘ya yerleşmeyi tercih etmiştir. Yahudi mahallesine yerleşmişlerdir ve Ankara’nın en zengin mahalleleri arasındadır bu mahalle. Ankara’da bilinen en meşhur mektepler Latife Hanım ve Mustafa Kemal Mektepleridir. Daha sonra bunlar Gazi Mektebi olarak isim almıştır. Halil İnalcık da bu mektepte Ankara’da eğitim hayatına beş sene daha devam etmiştir. 1929’da ilk mektebini okumayı bitirmiştir.

OKU  13. Ulusal PDR Öğrencileri Kongresi: Efsane Kongre

Halil İnalcık Yeni Cumhuriyet’in Başkentini çocuk gözleriyle gözlemleme ve takip etme imkanı bulmuştur. Değişimi yaşamaya başlamıştır. Reformlar tek tek hayata geçirilmeye başlanmıştır. Avrupa’nın hukuk reformlarına tanıklık etmiştir. Hukuk Mektepleri de açılmaya başlanmıştır. Bu mekteplerin açılmasıyla Halil İnalcık hayatına yön veren insanlarla tanışmaya başlanmıştır. Sadri Maksudi Arsal ve Yusuf Akçura gibi Atatürk’ün yapılacak reformlar hakkında danışmış olduğu insanlarla tanışmıştır. Sadri Maksudi Arsal kaldıkları yerin üst katlarına taşınmışlardır ve aileleriyle birlikte tanışıklıkları devam etmiştir. Sadri Maksudi Arsal yönlendirici, koruyucu ve kollayıcı kişi olarak Halil İnalcık’ın çıktığı yolda önemli payı olacaktır.

Babasının vefatı ve daha sonrası, hayatına yön verenler

Halil İnalcık-hayatına yön verenler

Babası ailesiyle bağlarını koparıp ticaret amaçlı Mısır’a gitmeye karar vermiştir. Halil İnalcık ve ailesine senetler bıraktı, bunlarla geçinebileceklerini söyledi. Bir süre sonra Kahire Konsolosluğundan aldıkları mesajla babasının vefat ettiği haberini aldılar. On üçlü yaşlarında içine kapanık olan Halil İnalcık o sıralar arkadaşlarıyla daha fazla vakit geçirmeye ve kendi tabiriyle haylazlığa başlamıştır. Bu durumun farkında olan ailesi ve yakınları onu bir mektebe yönlendirmeye karar vermişlerdir. Sivas’ta Muallim Mektebi‘ne gitmesinin doğru olduğu kararı verilmiştir kendisi için ancak Sivas’ta korkunç zamanlar geçirmiştir. Sivas’ta gerçekten zor zamanlar geçirdiği bir gerçektir. Soğuk ve ortam koşulları onu başka bir tarafa yönlendirmeye başlamıştır bile.

Bu durumdan yeterince etkilenen Halil İnalcık annesine kaldığı yerden çok acıklı mektuplar yazmaya başlamıştır. Zaten babasının vefatı üzerine bu korkunç zamanlardan da geçen Halil İnalcık’ın yazdığı mektuplar hem annesini hem Sadri Beyi yeterince etkilemiştir. Sadri Bey yine bu noktada devreye girecektir. Daha iyi bir muallim mektebine nakil işlemleri için harekete geçmiştir. Ankara’da Gazi Terbiye Enstitüsüne gitmesine karar verilmiştir. Atatürk’ün bizzat ilgilendiği bu mektepte çok kaliteli hocalar da yer almaktaydı. Cevad Memduh Altar gibi müzikle ilgilenen çok seçkin hocalar vardır bu mektepte.

OKU  Zamansız Gelişen Olaylar ve Sonuçları

Bu dönemi taçlandıran en önemli olay: Tarihi yazan adamın, tarihi yapan adamla ilk defa karşılaşması olmuştur. (Atatürk ile karşılaşması ve karşılıklı diyalogları olmuştur.)

Atatürk’ün tarih ile ilgili projelerini takip ettiği ve önemsediği kitapların mekteplerde okutulup okutulmadığına dair gezmeleri ve denetlemeleri olmuştur. O zamanlar Halil İnalcık’ın okuduğu mektep Atatürk’e de yakın olduğu için okulu ziyarete gelmiştir. Ön sırada oturan Halil İnalcık doğrudan doğruya Atatürk ile karşılaşmıştır. Önünde Orta Doğu haritası vardı ve Atatürk ona parmağıyla işaret ederek şehirlerin ismini sormuştur. Almak istediği cevap şehirlerin yeni isimleri yani Türkçe isimleridir. Birkaç şehrin yeni ismini heyecanından dolayı şaşıran Halil’e gayet tebessümle ve babaca yaklaşmıştır. Böyle de hoş ve tatlı bir sohbet aralarında geçmiştir.

Gazi Muallim Mektebi’nin kapatılması…

Okuduğu mektebin kapatılması ile beraber Anadolu’nun çeşitli mekteplerine gönderilen öğrenciler arasında Halil İnalcık’a Adana yolları görünmüştür. Ancak bu sırada yine Sadri Bey devreye girer ve Balıkesir’deki Necatibey Muallim Mektebi‘ne gönderilir. Yine seçkin ve değerli hocalarından eğitim görmüştür. Balıkesir’de iki sene okuyarak 1935’te oradan mezun olmuştur. Örnek mektep olarak kurulan bu mektepte güzel zamanlar geçirmiştir. Mektepteki hocalarından edebiyat hocası Abdülbaki Gölpınarlı‘dır. Kendisi mevlana ve tasavvuf aşığıdır. Hafızası bir divan gibidir Halil İnalcık da Abdülbaki’nin en seçkin öğrencilerinden biri olmuştur. Onun yazdığı gazellere Halil İnalcık da nazire yazmıştır. Divan Edebiyatı’na olan hayranlığı da böyle başlamıştır. Bir edebiyatçı olmayı istemiştir.

Bir roman yazma macerası…

Bulgaristan’da yaşayan Müslüman bir Türk gencin Hristiyan bir kıza olan aşkını konu almıştır bu roman. Balıkesir’de öğrenci arkadaşları tarafından heyecanla beklenen bir roman olmuştur. Halil İnalcık bu romanını devam ettiremez ve zamanla unutup kaybeder.

Cebir ve Matematik (Hayatına bir başka yön verenler…)

Bütün işi bir zamanlar cebir ve matematik olmuştur. Matematik hocalarının çok fazla şey istemeleri de bu durumda etkili olmuştur tabii ki. Geometri, cebir ve matematikte çok ama çok başarılıdır. Sınıfta matematikte birincidir ve en zor problemleri önceden çözer arkadaşlarına anlatırdı. Geometri ve matematik ona tarihi yorumlamasında ona çok şey kazandırdı. Mantığı işleme konusunda çok fazla yardımını görmüş oldu. Tarihi yorumlaması onu diğer tarihçilerden ayıran en önemli noktası da bu olmuştur. Onun tarih meselelerine yaklaşımı delili olmayan olayları kabul etmez ve olayları mantık çerçevesinde değerlendirir.

OKU  Bencillik: çağımızın vebası (Gündelik Hayat)

Dil, Tarih ve Coğrafya Fakültesinin Kurulması…

Halil İnalcık-dil, tarih ve coğrafya fakültesinin kurulması

Atatürk tarih tezini ilmi temellere ve ilme oturtmak için bir dil,tarih ve coğrafya fakültesi kurmaya karar vermiştir. Tarih bir daha Halil İnalcık’ın yüzüne gülecektir. Bu fakülte çok muntazam hazırlanmıştır. Ancak muallim mekteplerinden bu fakülteye alım olmayacağı haberi yayılmıştır. Afet Hanım muallim mekteplerinden mezun olduğu için muallim mektebi öğrencilerin de bu fakültenin sınavına alınması önerisini Atatürk’e sunmuştur. Bu sayede Halil İnalcık fakültenin sınavına girmeye hak kazanmıştır. Bu şansını çok iyi şekilde değerlendirmiş ve sınavı birincilikle sonuçlanmıştır.

Fakülteye girişi onun için dönüm noktası olmuştur. En iyi profesörlerden dersler alarak fakülteyi bitirmiştir. Onu en çok benimseyen ve yönlendiren Fuat Köprülü olmuştur. Fuat Köprülü’nün verdiği ödevinin konusu üç tarihçinin karşılaştırması olmuştur. Fransızca biliyor olması onu bir adım daha öne çıkarmış ve Fransızca okumalar yapabiliyor oluşu onu bu fakültede araştırmalarında öne çıkarmıştır. Fuat Köprülü Halil İnalcık’a: “Sen tarihçi olacaksın.” dediği de bilinir.

Bu süreçle başlayan tarih yolcuğunda ismi tüm ünvanların önünde görülmüş ve “Hocaların hocası” olarak anılacaktır.

(Türk Dünyasından İzler – Halil İnalcık Belgeselinden esinlenerek yazılmış bir yazıdır.)

Tarihçilerin Kutbu olarak da anılan Halil İnalcık’ı rahmet ve saygıyla anıyorum…

Takip et!

Faruk Yaman

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü son sınıf öğrencisiyim. WordPress ile çalışıyorum tasarım ve kod bilgisine sahibim. Öğrenmeye de devam ediyorum elbette. Beni burada (uzam.org) eleştiri, felsefe, psikoloji ve birazcık da teknoloji ağırlıklı yazılarımla görebilirsiniz...
Takip et!

6 Bu yazı hakkındaki yorumlar

  • portalblogger.com

    27 Temmuz 2016 at 18:06
    Hocam, ben bu yazının dışında bir yorum yapacağım. Kullandığın tema gerçekten ama gerçekten çok güzel. Başarılı bir bloga sahip olman dileğiyle...
    • Faruk Yaman

      27 Temmuz 2016 at 18:17
      Estağfirullah hocam, teşekkür ederim geri bildirim için. Başarı hepimizin olsun teşekkürler, başarılar size de! :)
  • Ufuk Ali Kaftanlı

    31 Temmuz 2016 at 03:08
    Şu anda Osmanlı Tarihi üzerine bir şey yazılıp çizilecekse, kendisinin referans gösterilmediği herhangi bir makale kenara bırakılabilir... Halil İnalcık hocamın yeri hiçbir zaman doldurulamayacak. Allah, bize kitaplarından yararlanacağımız ömrü umarım verir... :)
    • Faruk Yaman

      5 Ağustos 2016 at 01:37
      Senin, benim ve çoğu insanın da böyle düşündüğünü umarak böyle bir değerin kıymeti bilinmeli diye ben de düşünmekteyim Ufuk. Gerçek bir tarihçi gerçek tarihe tanıklık etmiş olan bir hocadır kendileri haklısın. Teşekkürler değerli yorumun için...
  • Çağrı Mustafa Alkan

    6 Ağustos 2016 at 16:48
    Efsanelerin değeri ne yazık ki öldükten sonra anlaşılıyor. İnşallah bundan sonra farklı davranır da yaşarken değerlerini biliriz. Halil İnalcık, sadece Türkiye değil dünya için de bulunmaz bir adamdı. Allah rahmet eylesin.
    • Faruk Yaman

      6 Ağustos 2016 at 16:55
      Kesinlikle katılıyorum Çağrı hocam. Bizim millet olarak algılarımız arasında öldükten sonra değer anlamak gibi bir durum var. Acı verici bazen de utanç duyulası olabiliyor. Hem Türkiye hem de Dünya tarihini yakından tanıyan, anlayan ve mantığıyla yorumlayıp delilsiz hiçbir olgu ve olayı kabul etmeyen bir şahsiyetti kendileri... Allah bize onun bıraktığı değerlere sahip çıkabilmeyi nasip etsin, kendilerine de rahmet etsin. Teşekkür ediyorum bu güzel yorum için...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2016 uzam.org içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu tarafından korunmaktadır.
Hakkında|İletişim|Gizlilik Politikası|Kullanım Şartları – İçerik Hakları|Sitemap