Lanetli Donanma: Savaşçı Mezarları Mekanı

Lanetli Donanma: Savaşçı Mezarları Mekanı

Britanya’nın(birleşik krallıklara bağlı o en büyük adanın) imparatorluğa doğru evrilmesinde kilit rol oynayan 18 ve 19. yüzyıl denizcilerinin yaşamlarından bahsedeceğim. Daha sonra donanmada yaşananları ve bu lanetli donanma içerisinde paylaştıkları ortak kaderi beraber keşfetmeye çalışacağız…

İki Yüz Yıllık İskeletler ve Bunlar Üzerinde Yapılan Çalışmalar

18 ve 19. yüzyıl Britanya donanmasında görev alan denizcilerin mezarından çıkarılan iki yüz yıllık bu iskeletler bir zamanlar kanlı canlı halleriyle içindeki bulundukları gemiyi efsaneleştirenler arasındaydılar. Donanmada görev alan bu denizcilerin sıra dışı hikayeleri modern adli tıp dünyası tarafından açığa çıkarılmıştır. Onların bu hikayeleri korku, acı, cesaret ve zafer ile süslenmiş hikayelerdir. Onların yaşamış olduğu hayat ve paylaştıkları zaman dilimi içerisinde bir ölüm kalım savaşı yaşanmıştır. Bu savaşın içinden kimin mağlup kimin zafer ile çıkacağı ise meçhuldür. Lanetli donanma çok daha sonraları açığa çıkarılıp böylece bu hikayenin dirilişi sağlanmıştır.

Bu bulunan ve açığa çıkarılmış olan insan iskeletlerinin iki yüz yıl önce paylaştıkları yaşamı düşleyelim. Onlar için yüzen dünyalarının canlı savaşanları, bizler için ise bir savaşçı mezarı sayılabilir elbette.

Donanma, Gemi ve İçindeki İnsanlar

Lanetli Donanma: Savaşçı Mezarları Mekanı - Donanma, Gemi ve İçindeki İnsanlar

Donanma ve bu donanmayı birer yüzen savaş makinesi olarak kuşatan gemilerinden bahsedelim. Dönemin en sağlam silahı İngiliz donanmasının yüz toplu savaş gemisinden bir tanesidir. Yüz tane silahından(topundan) açılan bir ateş düşman gemisini dakikalar sonra batırabilir. Tabi ki bu ateşi düşmana karşı püskürten geminin içindeki insanlardır. Bu insanlar gemi içinde şartları çok fazla zorlanan ve birçok amansız hastalıkla mücadele eden insanlardır.

Bu insanların lanetli donanma içerisinde yaşadıkları hayatın tozlu tarafları elbette kemiklerinin incelenmesiyle ortaya çıkacaktır.

Lanetli Donanma İçerisinde Bir Çocuk

Lanetli Donanma İçerisinde Bir Çocuk

Kemiklerinin boyutları çok küçük boyutlarda olan bir insan iskeleti… Kemiklerin boyutları ve dişlerinin gelişimine adli tıp uzmanları tarafından bakıldığında anlaşılan bu iskelet mirasının 11 veya 13 yaşında bir erkek çocuğuna ait olduğuydu. Lanetli donanma ve bu gemiden geriye kalan bu iskeletler arasında bu kadar küçük yaşta bir çocuğun varlığı duygusal manada insanı etkiliyordu elbette. Zor bir hayat geçirmiş ve hastalıklarla mücadele etmiş olduğunu da bilmek işin tabi ki şaşırtıcı taraflarından biri oluyor.

OKU  İnsanlar İyi mi Yoksa Kötü mü? (Eğitim)

Bu şaşırtıcı bilgi adli tıp uzmanlarını harekete geçirir ve çocuğun hayatı hakkında bilgi toplamaya çalışırlar. Yapılacak ilk işlem kemiklerindeki kimyasal maddelerin varlığına bakmaktır. Boy uzunluğu yaşına oranla baya kısa kalmış, azot seviyesinin de ciddi anlamda düşük olması gelişme evresinde az protein aldığını göstermektedir. Bu bilgiler ışığında fakir ve muhtaç biri olduğu da haliyle anlaşılmaktadır. Yetersiz beslenme problemi yaşadığı da açıktır.

Peki bu yaşlardaki bir çocuğun lanetli donanma içerisinde ne işi vardı? Bu çocuklar o yaşlarda birkaç sebepten dolayı donanmaya girebiliyordu. Bunlar arasında kuvvetle muhtemel suç işleyen çocukların yargıçları tarafından bir tür ceza yaptırımı sayılabilecek olan donanmaya gönderilmeleriydi. Bir başka sebep ise başıboş çocuklar bu sayede bir kariyer yapmayı planlıyorlardı elbette sokaklarda aç ve susuz gezmektense burada iş yapmayı tercih ediyorlardı.

Bir gemide yaklaşık 40-50 tane çocuk bulunabiliyordu. Bu çocukların bazıları tayfa görevine verilirken bazıları da subay olarak lanetli donanma ve onun mürettebatıyla çalışabiliyorlardı. Çocuklar tecrübeli görevlilerin yanına verilerek yetenekleri test ediliyor ve çocukların ona göre iş bölümü yapılıyordu.

Küçük Çocukların Yaşadığı Travma ve İzleri

Lanetli Donanma İçerisindeki Çocukların Yaşadıkları Travma ve İzleri

Güvertede yer alan çocukların görevi barut taşımak yani barut hamallığı yapmaktı. Bu görevin onlara verilmesinin sebebi küçük, çevik ve hızlı olabilmeleriydi. Ancak bu küçük çocuklar böyle kritik bir noktada görev alırken resmen ölümün önüne atılıyordu.

Bu barut hamalı çocuğun kemik yapısı incelendiği zaman hayat hikayesinde bunun çok daha kötüsü olan bir travmanın izlerine rastlanıyor. Çok küçük boyutlarda bir top mermisinin bir ağaç parçası üzerinde bıraktığı hasarı test edenler gemilerde kullanılan daha büyük çaptaki bu mermilerin güverteyi parçalayabilecek güçte olacağının farkına vardılar. Bu patlama sonrası güverteden kopan tahta parçaları sivri ve daha kesici haliyle hızlıca insan vücudunu hedef alabilirdi.

Bu çocuk da bu hasar sonrasında kopan tahta parçalarından şiddetli hasar alan birisiydi. Bu hasarın ölümcül olmaması için ampütasyon(uzvun cerrahi yöntemlerle kesilip alınması) uygulanması gerekiyordu. Bu küçük çocuğun ayak kemikleri incelendiğinde ise bu işlemin uygulandığını görebilmek mümkündü.

Bir diğer küçük arkadaşının ince yapılı, ufak tefek biri olması sebebiyle halat işleri ve geminin direğinde yapılan işlerde çalıştırıldığı bilinmekteydi. Ellerinde, ayaklarında ve yüzünde yer alan kırıkların varlığı ise onun ne kadar da tehlikeli bir iş üstlendiğinin göstergesiydi.

OKU  Tarihçilerin Kutbu: Halil İnalcık Vefat Etti

Gemideki Yelkenciler…

Lanetli Donanma Gemideki Yelkenciler

Yelkenleri kontrol ederken elleri kesilen ve düşme tehlikesiyle yaşayan yelkencilerin hayatı hıza ve çabukluğa bağlıydı. Onlar kendilerini güvertenin en yeteneklileri olarak bilirlerdi ve bütün hava koşullarında halatların üzerinde yaşamlarını sürmekteydiler. İki ellerini de kullanmalarını gerektiren işleri yaptıkları oluyordu bazen. Bir eli hayata tutunmak için bir eli de işlerini tamamlamak için vardı. Ancak yelkencilerin bazen iki ellerini de kullandıkları zaman kontrolü kaybettikleri oluyordu elbette.

Yelkencilerin iskeletleri incelendiğinde ellerinde, kollarında ve yüz kemiklerinde kırıklar bulunmaktaydı. Düştükleri zaman tam bir kabustu onlar için. Kötü kader savaş sırasında hedef alınan yelkenlere isabet ediyor. Bu isabet sırasında kullanılan mermiler çubuklu gülleler adını verdikleri mühimmat ile gerçekleşiyordu. Yelkeni hedef alınan ve isabet olunan gemi daha kolay bir hedef haline gelebilirdi çünkü.

Zincirli ve çubuklu gülleler ateşlendikten sonra havada dönerek yelkene doğru hareket ediyor. Hedef alındığı zaman yelkencilerin kabusu haline gelebiliyor. Yelkenciler hasar alan direkten düşmeye başlıyor. Bu düşüş bir binanın üçüncü ya da dördüncü katından düşmeye benziyor. Ya da hızlı bir şekilde duvara toslayan bir motosiklet gibi…

Yelkencilerin kemikleri üzerinde bulunan kırıkların sebebi ise düşüşü gerçekleşen insanın düşmenin etkisini azaltmak için ellerini yere yaslaması olabilir. Bundan dolayı ellerini yere yaslayan yelkencinin ellerinden dirseklerine hatta omuzlarına kadar kırıklar meydana gelebilir. Bu incelenen yelkenci iskeletinde ise çene kırıklarının da meydana geldiği görülmektedir. Bu düşüşten şans eseri kurtulmuştur. Ancak aldığı hasarlar ölümcüldür.

Farklı Irklardan İnsan Seçimleri

Lanetli Donanma Farklı Irklardan İnsan Seçimleri

Gemideki iskeletlerin incelenmesi çalışmalarında bir Amerikalının hatta bir Afrikalının iskelet yapısına ulaşılmıştır. Bu her ırktan zorla askere almalardaki seçimlerin vücut yapılarıyla alakalı olduğu da bilinmektedir. Çünkü incelenen iskeletlerin kemik yapılarının gelişmiş ve sağlıklı bireylere ait olduğu anlaşılmaktadır. Zor işlere, ani savaşlara, her türlü koşula ayak uydurabilmeleri için güçlü bireylerden donanmaya alımlar gerçekleşmiştir. Bu insanlara sürekli tatbikat yaptırılması onları her olaya hazır hale getirebilmek içindir.

Tabi ki bu durumda dikkat edilmesi gereken bir husus vardır elbette. Bir Amerikalı için bu lanetli donanma ortamı zorla yaptırılan işlerle dolu bir yer olarak algılansa da bir Afrikalı köle için bir özgürlük bileti olarak algılanabilir.

OKU  Tercihlerimizin Kurbanıyız Hepimiz! (Olay + Tepki = Sonuç)

Lanetli Donanma ve Lanetli Hastalıklar

Lanetli Donanma ve Lanetli Hastalıklar

İskeleti incelenmeye alınana Amerikalının kemikleri üzerinde bir yapının varlığı daha keşfedilmişti. Bu yapının varlığı vitaminsizlik(c vitamini) ve yetersiz beslenmekten kaynaklanan iskorbüt hastalığına işaret ediyordu. Bu ve bunun gibi ölümcül hastalıklar lanetli donanma üzerinde kol geziyorlardı.

Öyle bir hastalık ki diş etleri dışarı çıkar ve dişler birer birer çürür. Vücut üzerinde çürümeler baş göstermeye başlar. Zihin allak bullak olur. Melankoli başlar ve duyular güçlenir. Garip bir hastalık olduğu raporlarla belirtilmektedir.

Tabi lanetli donanma üzerinde kol gezen hastalıklar bunlar ile sınırlı değildi. Gemide olanlar ve sonrasında yaşananlar cinsel yolla bulaşan hastalıkları da insanlara bulaştırmıştı. Özellikle frengi(cinsel yollarla bulaşan bir hastalık) bu hastalıklar arasındaydı. Frengi hastalığına yakalanmış olan denizciler son çare olarak tımarhanelere kapatılmaktaydı. Çünkü bu hastalığın belirtileri çalışmalarını inanılmaz derecede zorlaştırıyordu.

Bu yazımda İngiliz donanma gemilerinde(lanetli donanmada) yaşananlardan bahsetmeye çalıştım. Ve en çok da dikkatleri üzerine çeken dramatik bir çocuk istismarı hikayesini aktarmaya gayret gösterdim. Donanmada yer alan gemilerden ve bunların özelliklerinden en çok da ciddi hasarlara yol açan savaş toplarından bahsettim. Son olarak zor şartlar altında geçen hayat hikayelerinin ve ortak bir kader çizgisinin varlığından sizleri haberdar etmeye çalıştım.

Bu yazı Savaşçı Mezarları : Lanetli Donanma belgeselinden esinlenilerek yazılmış bir yazıdır. (Kaynakça)

Bir başka tarihe tanıklık etmiş insanların hayat hikayelerinde görüşmek üzere…
Takip et!

Faruk Yaman

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü son sınıf öğrencisiyim. WordPress ile çalışıyorum tasarım ve kod bilgisine sahibim. Öğrenmeye de devam ediyorum elbette. Beni burada (uzam.org) eleştiri, felsefe, psikoloji ve birazcık da teknoloji ağırlıklı yazılarımla görebilirsiniz...
Takip et!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2016 uzam.org içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu tarafından korunmaktadır.
Hakkında|İletişim|Gizlilik Politikası|Kullanım Şartları – İçerik Hakları|Sitemap