Bilinçaltına Uzanan Yolculuk

Bilinçaltına Uzanan Yolculuk

Bilinçaltı kavramını muhakkak bir yerlerde duymuşsunuzdur. Ancak tam olarak ne olduğunu nasıl bir şey olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. İşte bu yazıda bilinçaltına uzanan yolculuğu ve bilinçaltının ne olduğu hakkında bir farkındalık kazanacaksınız. Yazıya geçmeden önce belli başlı kavramları tanıtmam sizlere faydalı olacaktır böylece yazıyı okuyunca daha iyi anlamış olacaksınız. Bilinçaltı kavramı Sigmund Freud’un Psikanalitik Kuramında da yer almakta olup Topografik Yaklaşımında bundan bahseder. Burada bilinecek kavramlar sırasıyla bilinç, bilinçöncesi ve bilinçaltıdır.

Bilinç: O anda farkında olduğumuz, algıladığımız duygu, düşünce, davranış, yaşantılar vs. gibi durumlardan oluşur. Örneğin o anda dinlediğiniz müzik, izlediğiniz bir film, başınızın ağrıması vs.

Bilinçöncesi: O an farkında olmadığımız ancak düşününce ya da hatırlayınca bilincimize getirebileceğimiz duygu, düşünce, davranış ya da yaşantılardan oluşan durumlardır. Örneğin öğrendiğimiz bilgiler, gezdiğimiz yerler, dünkü yediğimiz yemek vs. bilinçöncesinde yer alır.

Gelelim bilinçaltına, şimdi bilinçaltını kısaca tanımlayıp daha sonra ayrıntılı bir şekilde ele alacağız…

Bilinçaltı: Doğuştan getirilen yaşamsal dürtüler, güdüler ve bilinçli algılamanın dışında kalan tüm zihinsel olayları ve yaşantıları içerir. Kişinin kendi özel çabası ile bilince çağrılamayan yaşantıların tümünü kapsar.

 

Doğuştan Getirilen Yaşamsal Dürtüler, Güdüler ve Bilinçaltı

Görüldüğü gibi doğuştan getirilen yaşamsal dürtü, güdü gibi faktörler kişiliğin alt benliğinde bulunur ve alt benlik doğuştan itibaren faaliyete geçer. Açlık, saldırganlık, savunma, hayatta kalma gibi dürtüler buna örnek verilebilir. Çevrenizdeki yeni doğan bebekleri inceleyin ihtiyaçlarını ağlayarak bildirirler ve ihtiyaçlarının bir an önce karşılanmasını isterler. O dönemlerde alt benlik egemen olduğu için bebeğin bu tepkileri fizyolojik olarak nitelendirebilir çünkü kişiliğin diğer bölümleri halen gelişmemiştir. Bundan dolayı bebek o anda belki annesinin yorgun, hasta olduğunu hiç düşünmez, zaten o yaşta onu kavrayacak bilişte mevcut değildir. Yani bebeğin ihtiyaçları giderilinceye kadar ağlamaya devam edecektir. Kısacası bebeğin yapmış olduğu bu davranışların altında alt benliğin hayatta kalma güdüsü yatmaktadır.

OKU  Yeterlilik-Yetişme İsteği-Yetiştirememe Kaygısı

Zaman içerisinde kişiliğin diğer bölümleri olan benlik (ego) ve üst benlikte oluşur ve kişiler bundan sonra duygu, düşünce ve davranışlarını kontrol etmeye başlayarak; karar verme süreçlerinde etkili olurlar. Kişiliğin bir bölümü olan alt benlik tamamen bilinçaltında bulunur ve bilincin diğer kısımlarından haberdar değildir. Örneğin yolculuk sırasında bir kişi acıkabilir burada alt benlik kişinin yolculuk yaptığını bilmez çünkü az önce belirttiğimiz gibi sadece bilinçaltında bulunur. Bundan dolayı yer, mekân, zaman, koşul hiç önemli değildir. Bilinçaltında meydana gelen açlık dürtüsü bilince gelerek kişide o anda açlık hissinin oluştuğunun farkına varır. Kişinin diğer kişilik bölümleri geliştiği için kişinin benliği mantık ilkesine göre hareket ederek yolculuk yaptığının farkındadır ve bu dürtüyü erteleyebilme gücüne sahip olur. Benlik ve üst benlik bilincin tüm katmanlarında bulunduğu için alt benlikten gelen uyarıları fark edebilmektedir. Buraya kadar olan kısımda doğuştan getirilen dürtü, güdüden bahsedildi şimdi asıl önemli olan diğer bir özelliğe değineceğiz…

Bilinçli Algılamanın Dışında Kalan Her şey Bilinçaltında mı?

Bilinçli Algılamanın Dışında Kalan Her şey Bilinçaltında mı?

Bilinçaltı, bilinçli algılamanın dışında kalan tüm zihinsel olayları ve yaşantıları içerir. Evet, çok önemli bir özellik bilinçli algılamanın dışında kalan tüm süreçleri barındırmaktadır. Daha iyi anlaşılması için bir örnek verelim. Örneğin dışarıda bir olayla karşı karşıyasınız ya da televizyon izliyorsunuz sanıyor musunuz siz o anda bütün her şeyi bilinçli bir şekilde görüp, işitebiliyorsunuz. Kesinlikle hayır. Algıladığınız şeyler bilincinizde yer alırken algılamadığınız her şey bilinçaltına kaydedilir.

Örneğin, izlediğiniz bir filmde bilinçli olarak gördüklerinizi ifade edebilirsiniz, bilinçli olarak göremedikleriniz bilinçaltınıza çoktan yerleşti bile, burada fizyolojik olarak göz her şeyi görüyor, algılıyor fakat bilincimiz hepsinin farkına varamıyor. Mesela, subliminal mesajlar da genellikle bu şekilde insanların bilinçaltına yerleştirilmektedir. Ancak şu önemli noktaya da değinelim bazı acı, olumsuz olaylar ya da yaşantılar bilinçli yaşandığından dolayı unutulmak istenip bastırılarak bilinçaltına atılır. Örneğin, rüyalarınız bilinçaltınızın bir yansımasıdır. Rüyada gördüğünüz herhangi bir şeyi gerçek hayatta görmediğinizi iddia edebilirsiniz ancak siz bilinçli olarak o şeyi görmediniz ancak bilinçaltınız onu kaydetti. Bundan dolayı siz bunun farkında olamamaktasınız. Aslında insanoğlu yaşadığı hiçbir olayı unutmaz, bilinçöncesinde yer almıyorsa unutmuşuz anlamına gelir hâlbuki o olaylar bilinçaltında yer almaktadır.

OKU  13. Ulusal PDR Öğrencileri Kongresi: Efsane Kongre Sonrası

Savunma Mekanizmaları

Bilinçaltında bilincin yüzleşmek istemediği olaylar, anılar bulunmakta olup bunlar bilince çıktığında benlik bunları bilinçten uzaklaştırmak için enerji harcayarak savunma mekanizmalarını kullanıp rahatlamaya çalışır. İlerleyen yazılarımda savunma mekanizmalarına ayrıntılı bir şekilde değineceğim için burada sadece savunma mekanizmalarının ne olduğunu anlatmaya çalışacağım.

Savunma mekanizmaları: Engellenme ve çatışmanın oluşturduğu hayal kırıklığı, gerginlik ve kaygının etkisinden kurtulmak isteyen bireyin, benliğini korumaya yönelik gösterdiği tepkilerdir. Kısacası iç ve dış tehlikelerden korunmak için başvurulan tepkilerdir.

Ayrıca savunma mekanizmaları sadece bilinçaltından bilince ulaşan durumlarda kullanılmayıp, alt benliğin diğer kişiliğin bölümleriyle yaşadığı çatışmalarda, o anda yaşamız olduğu rahatsız edici bir olayda da kullanılabilmektedir. Bu gibi süreçlerde savunma mekanizmaları kişiyi suçluluk, değersizlik duygusundan ve davranışını haklı çıkarmaya yönelik koruma sağlamaktadır.

Bilinçaltına Ulaşmak ve Bilinçaltı Davranışları Etkiler mi?

Bilinçaltındaki durumlara rüyalarla, hipnozla, serbest çağrışım gibi yöntemlerle ulaşılabilmektedir. Ancak kişi farkında olduğu durumlarda ve rahatsız edici bir şey ise bununla yüzleşmek istemediğinden kuvvetli bir şekilde bastırmaktadır. Bilinçaltında doğuştan getirilen yaşamsal dürtülerden bahsetmiştik. Örneğin açlık insan için normal bir şey olup insana herhangi bir rahatsızlık vermemektedir. Ancak cinsellik için bunu diyemeyiz. Çünkü toplumsal normlar yasakladığı için kişiler bu durumu bilinçaltına bastırırlar ancak ilerleyen süreçlerde bu durum patlak verecek olup fonksiyonsuz davranışlara sebep olacaktır. Cinsellikte yaşamsal bir fonksiyona sahip olup olması gerektiği gibi bir eğitimi verilirse aslında kişi bunu bastırmayacaktır ve sağlıklı bir şekilde davranış sergileyebilecektir. Unutulmamalıdır ki bir olay ne kadar çok bastırılırsa o olaylar daha çok gün yüzüne çıkacaktır.

Bilinçaltı kişilerin davranışlarına şekil verdiği için cinsellik dürtüsünü farklı davranışlarda sergileyebilme olanağı sağlayabilecektir. Yüceltme savunma mekanizması bu konuda oldukça etkilidir. 3-6 yaşlarında cinsel bir gelişim süreci başlar ve çocuklar kendilerindeki bazı farklılıkları ayırt etmeye başlarlar ve cinsiyetlerini pekiştirmeye başlarlar. Bu yaş aralığı oldukça önemli olup sağlıklı bir şekilde geçirilmediğinde ilerleyen yıllarda bazı sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Burada en önemli rolü oynayan ise tabi ki bilinçaltıdır. Çünkü bilinçaltı, bilinçli algılamanın dışındaki her şeyi kaydeder ve ilerleyen yıllarda o olaya benzer bir yaşantı ortaya çıktığında etkisini gösterebilir.

OKU  SOSYAL PSİKOLOJİ, DOSTOYEVSKİ VE TOLSTOY

Sonuç…

Bilinçaltıyla ilgili daha çok şey yazıp çizebiliriz. Ben genel hatlarıyla siz değerli okuyucularıma vermeye çalıştım, gerçekten de bilinçaltı insanoğlu için ayrı bir yere sahip olup insan davranışlarına bile etki edebildiğini söyleyebiliriz, insanlar bilinçaltını ne kadar iyi tanırsa ve yüzleşmek istemediği şeylerle de yüzleşmeye başladığında hayatını daha fonksiyonel ve sağlıklı bir şekilde geçirebilecektir. Diğer yazılarımda görüşmek dileğiyle hoşça kalın…

Osman Türkmen

Osman Türkmen

Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık son sınıf öğrencisiyim. Psikoloji, felsefe, teknoloji, coğrafya ve biyoloji alanlarıyla ilgilenmekteyim ve yazılarımı genellikle bu alanlarda yazmaktayım. Yazılarım hakkında geri bildirimde (olumlu ya da olumsuz) bulunursanız memnuniyet duyarım.
Osman Türkmen

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2016 uzam.org içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu tarafından korunmaktadır.
Hakkında|İletişim|Gizlilik Politikası|Kullanım Şartları – İçerik Hakları|Sitemap