Zirvede bırakmak gerekir bazen… Kabullenmek!

Bazen zirvede bırakmak gerekir...

Bazen zirveyi aramak ve zirvede bırakmak gerekir. Neden mi? Hemen başlıyorum…

İnsan hayatındaki bazı olaylara karşı tepkiler geliştirir ve bunlarla beraber tercihlerde bulunur. Bu tercihler de insanı yaklaşmakta olan sona doğru götürür demiştim bir önceki yazımda. Hepimizin aslında birer yanlış tercih kurbanı olduğumuzu biliriz. Ve kurbanlık koyun misali bu ruh haliyle yavaş yavaş dibe doğru çekildiğimiz zamanlar olmuştur elbette.

Bahsettiğim yazıya ulaşmak ve okumak isterseniz:

Hepimiz Tercihlerimizin Kurbanıyız!

 

Evet zirveyi aramaktan ve ona ulaşmaya doğru giden yoldan bahsediyordum. Yaşadığımız zaman dilimi bu yolun uzun ve kısa olduğunu da belirlemiştir çoğu zaman. Ani kararlar, uzun uzun üzerine düşünülmüş ve harekete geçirilen kararlar da olmak üzere zirveye birer yolculuk olabilir aslında. Çok basit örneklerden bahsetmeliyim aslında sizlere. Zirve kelimesini duyduğum andan itibaren bir dağın zirvesi ve oraya ulaşmış olan bir dağcı aklıma gelir çoğunlukla. Eğer sizin de zihninizde oluşan resim tam anlamıyla bu oluyorsa vereceğim örneğe çok yakınsınız ve yeterince içselleştirilebilir durumda olabilir.

Bir dağcı dedik ve bir dağın zirvesi… Yılları yollarda ve zirveye ulaşmakla geçmiş ve bu yolda yeterince emek harcamış olan bir dağcı. Her defasında kendisine farklı farklı yollar arıyor ve limitini her defasında biraz daha zorluyor. Bir zaman sonra aşabileceği bir limit kalmamış gibi düşünelim. En meşakkatli, en çetrefilli yolları aşmış ve zirveye ulaşmış. Artık ulaşacağı ve limitini zorlayacağı bir dağın zirvesi kalmamış onun için. Yapacağı en güzel şey ne olabilir? Tabi ki zirvede bırakmak…

Bazen zirvede bırakmak gerekir…

Gerçekten de zirvede bırakabilmek işi limitleri zorlayan ve bir bir aşan bir insan evladı için hem zor hem de kabullenici bir karar olsa gerek. Kaderine boyun eğmek gibi değil de yapılabilecek en güzel şeylerden biridir aslında.

Bir çekirdek çitleme merasimi, güzelim yer fıstıklarını bir bir ezmek gibi… Çekirdeğin ve fıstığın bir tane kötü gelme olasılığı ve ağızda bıraktığı o acı tat çoğu zaman rahatsız etmiştir beni. Ne zaman böyle bir duruma rast gelsem ve üzerine en şahane tadıyla başka bir çerez denk gelmiş olsa ben bile zirvede bırakıyorum.

Limitleri zorlamak ve kabullenme evresi…

Bu yazımda da bahsetmiş olduğum gibi sağlıklı bir insan belli amaçlar doğrultusunda hareket eder ve bu hareketiyle kendini güzelleştirmiştir hep. Elbette doyumsuz olduğu ve her defasında limitleri zorladığı da bilinen bir gerçektir. Zirvede olanlar başlangıçta olanlara göre bir adım önde ve her zaman bir adımda da gözden düşecek olandır aslında. Zirvede bırakamamak demek düşmeye ramak kala olmaktır zamanında ve vaktinde. Büyük fedakarlık gerektirir belki ama zirvedeyken bırakabilmek sağlıklı bir insan için en faydalı olandır diye düşünüyorum.

Limitleri zorlamaktan vazgeçme, zirvedeyken de bırakabilmeyi bil!

Bu yazı herhangi kişi ya da kişileri asla hedef almamıştır. Zirvede olanın hedefi bellidir ve hedef kavramı da hiçbir zaman bu olmamıştır.

OKU  Bencillik: çağımızın vebası (Gündelik Hayat)

Okuduğunuz için teşekkür ederim…

Takip et!

Faruk Yaman

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümü son sınıf öğrencisiyim. WordPress ile çalışıyorum tasarım ve kod bilgisine sahibim. Öğrenmeye de devam ediyorum elbette. Beni burada (uzam.org) eleştiri, felsefe, psikoloji ve birazcık da teknoloji ağırlıklı yazılarımla görebilirsiniz...
Takip et!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© 2016 uzam.org içeriği 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile
5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu tarafından korunmaktadır.
Hakkında|İletişim|Gizlilik Politikası|Kullanım Şartları – İçerik Hakları|Sitemap